|
20 Eylül 2006
Bildiğiniz gibi, yüzyıllardan bu yana, özellikle de 1983 yılından beri fındıkla ilgili ulusal ve uluslararası ve de bölgesel düzeyde, gerek fiyat, gerekse politikaları açısından çok önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler, kurumsal anlamda ve AB uyum yasaları çerçevesi ile Dünya Ticaret Örgütü mevzuatı ve Avrupa Birliği OPD oluşumunu sağlamak maksadıyla, 2000 yılından itibaren tarımda yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Birçok yeni mevzuat ihdas edilmiş olup, henüz bu değişime hazır olmayan ve alt yapısı hazırlanmadan ortaya çıkan bu durum, tarımın kurum ve kuruluşları ile çiftçilerimize “ HADİ DEĞİŞİN “ denilmek istenmiş ve mecbur tutulmuştur. Baştan yapılması gereken değişime, sondan başlandığı için ülke olarak tarımda, tersyüz şaşkınlığını, aradan geçen 6 yıldır hala kavramış değiliz. Öyle anlaşılıyor ki, bu kavrama süresi biraz daha sürecek gibi.
Ülkemizde tarım sektörünün lokomotifi olan tarımsal birlikler, yukarda bahsettiğimiz çalışmalar neticesinde, 2000 yılında çıkartılan 4572 sayılı yasa ile yeniden yapılandırılmak istenmiş, fakat gerek kurumsal büyüklükleri, gerekse kurum içi hantallıkları nedeni ile yeniden yapılandırılma süresi başarı ile tamamlanamamıştır. Bu başarısızlığın altında, gerek siyasi erkin, gerekse birlik yöneticilerinin sorumlulukları da vardır. Yeni dünya düzeni içersinde yapılması gereken reorganizasyonlar süratle gerçekleştirilememiş ve eski alışkanlıklar devam ederek kurtarıcı arama metotları uygulanmaya çalışılmıştır.
2000 – 2004 sürecinde geçen 4 yıl içersinde, birinci 2 yılı siyasiler eski alışkanlıkları gereği olaylara müdahale ederek kurtarmaya çalışmış, ikinci 2 yılı ise yüce tanrı kurtarmaya çalışmış ve de başarılı olmuştur.
Bu sürecin yaşanmaya devam ettiği 2005 yılında ise Fiskobirlik, ilk kez piyasa düzenleyicisi olarak fındık almaya başladıktan kısa bir süre sonra, fındık ürün bedellerinin ödenmesi, daha ilk hafta da aksaklıkların başlamış olması ve daha sonraki günlerde de ürün bedelleri para yok gerekçesiyle ödenmeyerek durdurulmuştur. Fındık alım kampanyası öncesi ve sonrasında, bölge Ziraat Odaları olarak, özellikle Giresun Ziraat Odaları olarak her şeye rağmen eylem ve söylemlerimizle FKB’ nin yanında yer aldık. Yer almamızın doğru bir karar olduğuna hala inanan bir düşüncedeyiz.
O günlerde, Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanlığı olarak, aksayan ödemelerin halli maksadıyla ikili, üçlü görüşmeler yaparak, çiftçiden gelen talepler ile çözüm önerilerimizi FKB yönetimine müteaddit defalar sunduk. Aldığımız olumlu veya olumsuz cevapları yöre Başkanlığı olmamız hasebi ile bölge Ziraat Odalarına ayni şekli ile aktarma iletişiminde bulunduk. Yani konumumuz gereği, FKB ile bölge Ziraat Odaları arasında köprü görevi yaptık. Meselelerin halli için daha radikal olmadığımız gerekçesi ile gerek bölge Ziraat Odaları ve çiftçilerimizden de zaman zaman önemli ölçüde tepki aldık. Ama biz, zamanı gelmeden yapılacak bir zorlamanın, çözümün çözümsüzlükten daha kötü olacağını bildiğimiz için zamanı bekleyerek tüm tepkileri sineye çektik.
Fındığın ve Fiskobirliğin geçirdiği bu günlerden sonra, giderek Fiskobirlik ve fındık siyasallaşmaya başlamış, durumdan vazife çıkaranlar, her ortamda ilgisi ve bilgisi olsun veya olmasın konuyu konuşanlar, konunun yasal ve asıl sahibi olanların yerine, konuyu magazin haline getirip fındığa ve Fiskobirliğe zarar vermişlerdir.
Bir konuyu olduğundan fazla konuşmak, konunun hallolacağı anlamına gelmez. Aksine, olduğundan fazla abartı ile yaklaşılan bir konu, çözümsüzlüğe doğru gidiyor demektir.
Bir meselede taraf ve taraflar var ise, o meselenin halli tek taraflı olmaz. Bu teori hukuk ve sosyolojinin temel kuralıdır. Var olan her çözümün halli için mutlaka, rasyonellik, pozitif yaklaşım, konuya hakimiyet, haklılık, taraf olmama gibi objektif değerler aranır. Eğer buların yerine, enaniyet, hamaset, ölçme ve değerlendirme yetisizliği, yanlış mental ve izan var ise, o meselenin halli yıllara sari dahi olsa yine çözülemez. Zira bu değerler negatif değerlerdir. Bunlardan pozitif sonuçlar çıkmaz.
Fındıkta da bu metodun doğruluğu bir kere daha kanıtlanmıştır. Yani, yine niyet ve arzularımızı fikrimiz zannettik. Bu konuda taraf olmayı bir kenara bırakarak ülke ve millet adına adalet dağıtacaklar, gerektiği gibi adaletli bir şekilde müdahil olmayarak, Konfüçyüs’ün şu sözleri ile sınıfta kalmışlardır. ” Eğer hükümdar adil ise kanuna gerek yok, hükümdar adil değil ise, kanunun gereği yok ” Tabii ki olanlar yine fındık ve fındıkçıya olmuştur.
Bir görevi yerine getirmenin neticeden daha önemli olduğunu bilen bizler, Giresun Ziraat Odalarının yetkili kişileri ve çiftçinin yasal temsilcileri olarak, 24 Aralık 2005 günü Giresun Sivil Toplum Örgütleri’nin, Fiskobirlik merkez lokalinde yapmış oldukları fındık konulu toplantıda, odalarımızı temsilen toplantıya katılan, İl Koordinasyon Kurulu 2. Başkanımız, o güne kakar olan gelişmelerden hareketle, 12 Eylül 2006 gününe kadar olabilecekleri tarihi bir konuşma ile kurula aktarmış, gidişatın iyi olmadığını, yönetimin profesyonelce davranmadığını, idari, iktisadi hatalar yapıldığını, bu gidişatın bölgede sosyal ve ahlaki dokuyu etkileyeceğini, sonucu da o günden görerek Neyzen’in şu dörtlüğünü okuyarak;
Bir baş oldum diye sevinme Her taş başa gelir… Diz düşerse toprağa Baş düşerse taşa gelir… diyerek bir ölçüde bu günkü sonucu da ifade etmiştir.
Bu manada sivil toplum örgütleri, Giresun ve Ankara’da toplam 13 toplantı yapmış, bu toplantıların tümüne temsilcimiz katılarak, bölge Ziraat Odalarının hissiyatlarını, münasip bir ifade ile katıldığı kurula aktarmıştır. Bu uyarıları, nefsinden konuştuğuna inanarak, yönetim bilimlerinin temel teorisi olan “ Bir grupta aynı konuşmalardan çok, ayrı konuşmalar dikkate alınır ” ilkesine dahi dikkat etmeyerek, ileri geri konuşanlar, birilerinin duyması gerektiğini söyleyenler, kendileri ile birlikte çiftçimizin de sonlarını hazırlamışlardır,
Dikkate alınmayışımızın, iyi sonuç vermeyeceğini bilerek, yaşanacak sonuçları hayıra çevirmek maksadıyla, Bölge Ziraat Odası Başkanlarını 27 Aralık 2005 günü Giresun’a davet ederek, Ticaret Borsası toplantı salonunda, gündeminde fındık olan bir toplantı düzenledik. Bu toplantıya Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Salih ERDEM’ i de davet ederek, kendini anlatmasını temin ettik. O gün Giresun Ziraat Odaları Başkanları, olumsuzluğun devamını görerek, Odaların bundan sonra FKB’ den desteğinin çekilmesini ifade eden tek maddelik bir önergeyi imzaya sundu. Ancak, yapılan konuşmalarla verilen vaatlerden sonra önerge geri çekildi.
Bununla da kalmadık. İl Koordinasyon Kurulunun Başkan ve ikinci Başkanı olarak, birlikte ve ayrı ayrı olarak, 30 radyo programı, çeşitli gazete röportajları, çok sayıda ulusal ve yerel televizyon programları ve açık hava toplantılarına katılarak, fındıkta tüm taraf olanları uyardık. Yine dikkate alınmadık.
A.Nihat Asya’nın Şu “ Işığı öne al yürü, gölge ardından ister istemez gelecektir. ” sözlerinden esinlenerek, TZOB öncülüğünde, diğer sivil toplum örgütlerinin de iştirakiyle Ordu’da yüz binlere hitap eden bir miting düzenleyerek, dosta güven, düşmana korku verdik.
Bu eylemlerden sonra, TMO fındık alımı için görevlendirilmesine rağmen, gerek fiyat, gerekse donanım açısından, ne sizleri nede bizleri memnun etmiştir.
Fındık üreticisi çiftçilerimizin, alın teri ve emeğinin değerlendirilmesi açısından olaylara baktığımızda, yılmadan, korkmadan, usanmadan ve olanca gücümüzle çalışarak, kapanan kapıların yerine yenilerini açarak, sizleri o kapıdan içeriye almak maksadıyla, ” Biz sefere memuruz. Zafer ise, Allah’ın takdiridir ” ilkesinden hareketle, sebepler değişmeden sonuçların değişmeyeceğini bilerek, sonuca tesir eden sebeplerden biri olan FKB seçimlerine değişim yönünde Giresun Ziraat Odaları başta olmak üzere bölge odalarınca harekete geçilerek arzu edilen sonuç alınmıştır.
Yeni seçilen FKB yönetimine görevlerinde çiftçilerimiz adına başarılar diliyoruz. Yeni yönetimin, nasıl bir FKB aldığını kendileri bilmektedirler. Ancak, göreve gelir gelmez, ani ve aceleci fiyat deklere etmelerini, bizlerden görüş ve fikir almamalarını, 1. eleştiri olarak yapıyoruz. Ne yanlarında, ne de karşılarındayız. Fındık üreticisi çiftçilerimiz adına, onlardan beklentilerimiz var. Özellikle seçim öncesi ve sonrası verdikleri vaatlerini, verdikleri süre içinde tahakkuk etmesini bekleyeceğiz. Bu beklentinin zamanını, yine çiftçilerimizden alıp, onların isteği doğrultusunda politikalar ve stratejiler belirleyeceğiz.
Özer AKBAŞLI Mustafa ŞAHİN Ünal AŞIK İl Koor. Kur. Bşk İl Koor. Kur. 2. Bşk İl Koor. Kur. Sekreteri
|